22 Ekim 2009 Perşembe

Ah İstanbul, İstanbul…

KlimaPlusReferans Kataloğu görüşmelerinin son aşamasını yapmak için yolculuğa çıktık. Aslında “bir taşta iki kuş vurmanın” anlamsız coşkusu da vardı içimizde. PromoTürk’e de katıldık.

İstanbul’a Ajans Başkanı ve Müşteri İlişkileriDirektörümüz Mesut S. Bıyık ve ben Kreatif Direktör olarak gitmeyi planlamıştık. Elbette iki kişiyle araca binilince hemen “başka kimi çağırabiliriz” düşüncesi kafamıza yerleşti. Mesut; “bunu niye düşünmedik” sözleriyle ajansımızın fotoğraf sanatçısı Çağlar Sarıyı da çağırma teklifimi kabul etti. Çünkü Klima Plus’ın referans fotoğraflarının İstanbul ayağı daha bitmemişti. İşte size iki kuştan fazlası… Üçüncü kuşu da araca aldıktan sonra gece yolculuğu başladı. Herkes üzerine rahat birşeyler giysin. Gece yarısını bir iki saat geçe İstanbul’dayız.
Çağlar Sarı - Mesut S. Bıyık

Yolculuğumuzun kimi zaman uyuyarak, kimi zaman birilerini eleştirerek geçen kısmı keyifliydi. Durduğumuz yerlerin birer broşürünü alıp daha iyisini nasıl yapacağımızı tartışmamız da cabası. Son olarak işte gişelerden geçiyoruz. Aman allahım, KGS kullanım özürümüzü yine ortaya koyduk. Bir gün Grand Prix ekibinin her üyesi KGS kullanmayı öğrenecek. O zaman da yeni bir geçiş sistemi çıkaracaklar.

Gökçen Taner -Mesut S. Bıyık

Saat 2:00, İstanbul Kadıköy’ün karanlık sularına bakıyoruz. Karşıda ışıklar; “Yeditepe burada” diyor. “Bugün değil ama yarın yanındayız Yeditepe…” diyoruz. Kadıköy’de çayımızı içiyoruz. Hareket vakti bizi Moda tarafındaki fenerin biraz adrenalin dolu yoluna taşıyor. Saat 3:30 suları… Uyku vaktinin bizi yatacağımız yere taşıması gerekiyor. Ertesi gün fuar var. Hem de son günü…

Sabah çok erken olmasa da uyandığımızı hatırlıyorum. Yüzümüzü yıkayıp kahvaltı masasına oturduktan sonra günü daha net izleyebileceğim.

En sonunda fuar yolu… Fuara Çağlar ve ben gideceğiz. Fotoğrafların çekilmesi gerekiyor. Ben ise “promosyon ürünlerinin içinden belki birşeyler çıkarır mıyım” diye soruyorum kendime. Bir saatlik karşı yakaya geçiş sonunda CNR’dayız.

Önce PromoTürk diye kuyumculuk fuarına girmeye çalışıyoruz. Elimizdeki davetiyeleri gösterince kadın bizi yabancı sanıyor. “On the left” diye bizi uyarıyor. İyi ki el hareketleri var. Yoksa sola doğru gittiğimizde tekrar sola döneceğimizi kesinlikle anlayamayacaktık.

İşte sonunda PromoTürk kapısındayız. İçeri girdiğimde fuarı sıradan bir promosyon fuarı gibi düşünüyoruz. İçlere yönelmek lazım. Ancak ben en baştan başlamayı tercih ediyorum. Kriz promosyon kataloglarını da vurmuş. İlk stand bize katalog vermiyor. Sonra içlere yöneliyoruz. İçeride birçok ürün bize merhaba diyor. Hatta müşterimiz Misli Estetik için düşündüğümüz flash disk bizi heyecanlandırıyor. Fotoğrafları, çek Çağlar.


Ertesi gün KlimaPlus’ın toplantı odasındayız. Yavuz Bey bizi çok iyi ağırlıyor. Ben bu kadar güleryüzlü birini görmedim. KlimaPlus’ın gelişimini daha iyi anlayabiliyorum. Güleryüz herşeyi çözer. Sonra Umut Bey, bize olması gereken tasarımda olmasını istedilklerini anlatıyor. Şimdi sıra uygulamada.

Bir sonraki gün eve dönüş… Hepimiz yorgunuz. Uyudum. Çok dalga geçtiler ama gelene kadar uyudum.

Gökçen TANER
Creative Director of GP

1 yorum: