Özalp’e fotoğraf çekmemiz ve tasarlamamız lazım… Hazırlanın çocuklar… Yeni bir kış, yeniden Özalp...
Özcan Abi, Mesut’un çok eski bir abisi… Otomobil tutkuları onları bir araya getirmiş. Ancak elbette iş güç başlayınca tutkular geri planda kalabiliyor. Gerçi hala bir araya geldiklerinde otomobillerden ve hızdan bahsediyorlar. Ben de katıldım bir iki defa… Keyifli…
Her neyse Özcan Özalp nam-ı diğer Özalp Giyim’in patronu, tam bir fikir adamı. İlginç fikirler ile mağazaya daha çok insanı çağırmayı ve satışını arttırmayı planlıyor. Bunun için daha önce denenmiş bir fikri vardı. Ancak bizimle görüştüğünde Mesut’un da fikirleriyle gelişen bir pazarlama ve satış stratejisi reklam alanına döküldü. Birkaç gün içerisinde Demirtepe dolaylarından geçerseniz, Özalp şık ürünlerini küçük bir cep ilanında görebilirsiniz.
Özcan Abi ve ekibi ile çalışmak bizim ekibimiz için ayrı bir zevkti. Yeni insanları tanımayı seviyoruz. Ama onlar da cana yakın olunca tadından yenmiyor. İlk görüşmemizden sonra iki hafta geçmişti. Daha önce planlandığı gibi, ürünler geldi. Sonra bir erkek görünümlü cansız manken… Bu da ne? Omuzları benimkinin üç… Yok yok dört katı. Kazaklar biraz zor girecek.
Önce gömleklerden başlıyoruz. Çağlar, fotoğrafları çekmeye başladı. Fotoğraflar güzel çıkıyor. Yaşasın Özlem’e daha kolay bir işi bırakıyoruz. Bugün gömlekleri ve kazakları bitireceğiz.
Ve geniş omuzlu cansız manken Arnold geldi. Sıra sende Arnold… Göster gücünü! Kazakları giymekte bizim Arnold direniyor. Özalp ekibinden iki kişi sadece Arnold’ın kaslı vücuduna kazakları sokmaya çalışıyor. Biz de fotoğraflara bakıp nasıl sonuç aldığımızı ölçüyoruz. Tabii ki biraz erkek modası ve otomobil sohbeti işin tuzu biberi oluyor.
***
İkinci gün, her şey daha hızlı gelişebilir. Ceketler ve kravatlar kaldı. Kol düğmeleri ise benim özel ilgi alanımı oluşturuyor. Bugün Arnold gelmedi. Sıradan bir terzi mankeni geldi. (Sormuştum ancak ismini bile hatırlamıyorum.)
Önce kravatlar ve sonra ceketler çekiliyor. Çekimler iyi gitti. Sıkıntımız yok. Olsaydı ne yapardık?
***
Üçüncü gün, tasarım aşamasına geçiyoruz. Bütün ürünler, dekupe edilecek. Üç el bu dekupe işlemi ile uğraşıyor. Cristobal’ın kabanlarının fotoğrafları, firmanın kendisinden gelmişti. Tasarım şablonu oturtmak da gerekiyor. Çok zamanımız kalmadı. İki gün içinde baskıya girmesi gerekiyor.
Akşam üstü, Özcan Abi geliyor. Birkaç değişiklik istiyor. Beğendiği ve mutlaka koyulması gereken ürünler düzgünce yazılıyor. Son aşama fiyatlar… Ancak yetişmeyecek. Özlem harıl harıl çalışıyor. Yetişmeyecek… Galiba bu gece buradayım.
Özlem ve bilgisayarı...
***
Son günümüz. Bizim de beğendiğimiz son şablonu birkaç eksikle Özcan Abi’ye sunuyoruz. Durum olumlu. Kapak bile tamam. Sadece artık baskıya gitmesi gerekiyor. Ancak son onay için Özcan Abi’ye e posta atıyoruz. Artık baskıya gidebilir. Son.
Çok yorulduk ama değdi. Herkes mutlu olmuştur umarım…


Ben bu bloğu nerden buldum? ankarada grafik tasarım ilanlarına bakıyordum. sonra jr. grafiker aranıyor diye bir ilan gördüm. tıkladım.Arayan kim diye baktım.grandprix olduğunu gördüm. nedir bu grandprix bakıyım dedim. google a yazdım ama siteniz ilk sırada çıkmadı. firma rehberinden site adresini buldum. www.grandprix.com.tr tıkladım. açıkdı. ne hoş diye geçirdim içimden. samimi biyermiş. sonra bi baktım gin fikirler diye bi blog. e bende bi blog sahibiyim. hemen bakıyım dedim. ne kadar farklısınız. çok ama çok hoşuma gitti.başarılarınızın devamını dilerim yeni yetme bir grafik ve web tasarımcısı olarak.Bana hayallerimin gerçek olabileceğini hissettirdiniz.
YanıtlaSil