Birçok reklam ajansının iletişim stratejileri diye tanıttığı şey, aslında satış ve pazarlamaya yönelik bir reklamdır.
Bu Blog’a ustalar da giriyor, çıkıyor. Öyle bilmişlik yapmak, ahkâm kesmek, “vay ben daha iyi bilirim” gibi şeyler söylemek istemiyorum. Naçizane birkaç düşüncem var. Bunları beyan edeceğim.
Büyük üstatların kitaplarını okurken ilginç yazımlar ve anlamlar ile karşılaşıyoruz. Bunlardan bazıları, üstadın tamamen kendisinden kaynaklanıyor. Örneğin; Aşık Veysel, Karacaoğlan, Köroğlu gibi halk şairleri (ozanlar) konuşma diline yakın yazar ve pek de öyle ‘imlâ nedir’ tanımazlar. Ancak ozanlar arasında bazıları vardır ki; gerek dönemin saltanatından çok iyi Osmanlıca, gerekse TDK’dan mükemmel Türkçe öğrenmişlerdir. Örnek mi? “Kul Himmet, Aşık Dertli gibi…”
Yalnız bu üstatların diğer kısmı var ki; onlar daha başka… Onlar ‘ağır’ sözcüğünü okunuşu gibi ‘ağar’ yazarlar. İşte biz reklam sektörünün her bir üyesi de üstat olmadan bu hatalara düşüyoruz.
Bu işin beşiği ABD sınırları içerisinde reklam sözcüğü yerine ‘advertisement’ kullanılır. Bu sektörde de görevlerine meslekler ayrılmıştır. ‘Metin yazarı, sanat yönetmeni, yaratıcı yönetmen, grafik tasarımcı v.s.’ Ancak bu meslekten olan tüm meslektaşlarımıza ‘advertisor’ yani reklamcı denir. Bu anlamda reklam; fikir ve bu fikrin prodüksiyonu olarak görülür.
Buraya kadar her şey gayet normal değil mi? Elbette reklamı yaratan adamın adı reklamcıdır. Fakat Türkiye’ye gelince isimler değişiyor. Kökü İtalyanca sözcük ‘libero’ serbest demek iken biz de stoperin arkasındaki son adama anlamına dönüşüyor. Birden çok büyük reklamcılar da ‘iletişim stratejisti’ oluyor. Belki anlam köküne baktığımızda doğru anlama geliyor. Fakat bu işin en büyükleri mütevazı davranıp ‘advertisement’ sözcüğünü ‘ads’ sözcüğüne çevirirken biz uzatıp da uzatıyoruz. Sonra çok iyi bildiğimiz o ‘yalınlaşmak’, ‘sadeleşmek’ ve ‘basitleştirmek’ kanunlarını hiçe sayıyoruz. Bence tüm sektör, övüne övüne ‘ben reklamcıyım’ diyebilmeli.
Madalyonun diğer yüzü… Türkiye’de nice tabela, matbaa ve diğer baskılarla uğraşan emektarları (ki onlar bu işin en önemlileridir) ‘reklamcıyım’ diye bas bas bağırıyor. Ancak her tabela, kağıda veya başka bir malzemeye basılmış her şey reklam değildir. Hatta niceleri, tanıtım elemanı bile değildir. Bunun gözden kaçması, gerçek reklamcıları yani kendi tabirleriyle iletişim danışmanlarını bu sektörden ayırma ihtiyacı duyuruyor.
Kıssadan hisse… Çalıştığımız ve hatta hayat tarzımız olan reklamcılık da çok büyük terminolojik hatalar yapılıyor. Ancak bu hataların diğer sektörlerde de yapıldığı aşikâr. Sonuçta kimse yaptığı meslek dolayısıyla yerilemez ve yüceltilemez de… Önemli olan yapılan işin iyi olması veya kötü olmasıdır.
Gökçen TANER
Creative Director of GP
yanlış terminoloji kullanımı, genel olarak ülkenin sorunu diye düşünüyorum ben.
YanıtlaSilbu arada stajyerlik ilanınızı gördüm internette 16 Kasım'da verdiğiniz, hala stajyer arıyor musunuz??